Adı Şule’ye benzeyen Litvanya şehrine sebepsizce gidişim (2010)

Çabuk gaza gelmelerimiz vardır bazen. Mesela ilk yurt dışı gezisinde o şehir senin bu kasaba benim (Riga, Talin, Palamuse) diye gezdikten sonra, ikincisinde tek başıma yola çıkıp, adını o ülkede yaşayanlardan bile bazılarının duymadığı bir yere gitmeye kalkışmamın tek bir açıklaması vardı: gaza gelmek. 

Aynı ilk gezim gibi, uçağım Riga’ya inecekti. Sonra da bir iki gün boşluğumda erasmus yapan Volkan’ı görmek için Litvanya’ya uğramak istiyordum. Bence buraya kadar her şey tamam.

Ama direk Volkan’ın yaşadığı Vilnius yerine, haritadan Riga ile Vilnius arasında bulduğum rastgele bir şehre gitmeyi tercih ediyorum. Adı: Siauliou.

Volkan’a “Burada buluşalım mı? Tam orta nokta, ordan tekrar Vilnius’e beraber geçeriz” diyorum. Ne mana?

Bu arada, akıllı telefonum falan yok, sene 2010, hatta telefonum yurtdışına açık bile değil. Belli bir otobüs saati de yok. O adını asla okuyamayacağım şehre neyle giderim, nereden giderim tam olarak onu bile bilmiyorum.

Planı şöyle yapıyoruz:

“Uçaktan iniş saatimden -makul (!)- bir süre sonra o şehirde buluşalım.

Oranın otobüs garında.”

Bu kadar.

Plan bu.

Volkan Litvanyalı arkadaşlarından şehrin adının Şule gibi okunduğunu söylüyor bana insanlara sorabileyim diye. Onca plansızlığın içinde böyle de bir detayımız var. 

 —

Riga’ya inişimden itibaren o şehre ulaşma kısmını tam anlamıyla hatırlamam mümkün değil. “Havaalanından çıkar çıkmaz birilerine sorarım nasılsa cnm” diyen ben, ve havaalanından çıktığı an etrafındaki bütün planlı-dakik-mükemmel insanların anında dağılmasıyla orada yalnız kalan yine ben.

Çünkü orada kimse benim gibi havaalanından çıkıp etrafa bir şey soracak şekilde yaşamıyor. Hava zaten buz gibi. İnsanlar havaalanından çıkar çıkmaz planlı bir şekilde ortadan kayboluyor. Belli ki öyle bir şey…

Olabildiğince karlı bir havaalanı çıkışı… tek tük bulduğum litvanyalı insanlara Şule demeye çalışmalarım… ve beni anlamamaları… bir tanesi tam anlamış ve hatta cevap verecekken, otobüsünün gelişi ve benim yardım alamadan terk edilişim… sonra onun 3-5 kelimesinden çıkan bilgilerle sonuca ulaşmaya çalışmam… ve son otobüse tesadüf denecek şekilde son dakikada binmem…

Bir şekilde adını unutmadığım, ama nasıl bir şehir olduğuna dair hiçbir fikrimin olmadığı o şehre vardım, Volkan’la da buluştum.

Günün sonunda uzun uzun “if” senaryoları yaptık. Çıkardığımız sonuç, baya baya şans eseri orada olduğumuzdu. Ya buluşamasaydık? Bu plansızlıkla bu soğukta ne yapardık? Bundan sonra daha planlı olmalıydık.

Hiçbir zaman olmadık.

Şuan bu yazıyı yazarken, ilk yurtdışına çıkışımda tek başıma olmadığımı, ve bu aşırı absürt yolculuğun aslında ilk tek başıma yurtdışı gezim olduğunu fark ediyorum. Ve nasıl başlarsan öyle devam eder kehanetiyle ilgili taşlar yerine oturuyor. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s