Köln Notları

Korkuyorum.

Bu katedralden çok korkuyorum. Gerçekten.

Bir bina görüp bir insanın içinde ne kadar korku uyanabilirse o. Öyle her açıdan değil. Hauptbahnof, yani ana istasyonda iner inmez, o uykusuzlukla karşıma çıkışından korkuyorum.

O katedralin üzerimde yarattığı etkiyle, gotik mimarinin ne olduğunu da tam olarak öğrenmiş oldum. Tek seferde, net. Gelelim birkaç günlük Köln’den elde kalan üç beş notumuza;

Ludwig müzesini görüp atlamayın, Beethoven’ın Ludwiği değil o.

Çikolata müzesi çok müze sevmesem de görmek isteyebileceğim müzelerdendi ama az gün, güzel hava ve açık havada gezilecek güzel yerlerden dolayı, listeme alamadım. Güzelse resmini çekip mention’larsınız artık.

Su olan her yer gibi, Köln de sırf nehir kenarı olduğu için bile sevilebilir. Ama Ren nehri resimlerde görülenden çok daha pis. Hohenzollern Köprüsü biraz kurtarıyor o görüntüyü. Zaten katedral ve bu köprüyle özdeşleşmiş durumda şehir.

A aaa, bu kadar da türk beklemiyorduk, diye gezdik. Ana caddelerde gezerken duyduğumuz Türkçe çok çok fazlaydı. Tabi bir de Almanya’ya ilk gelişim olduğu için ilginç gelmişti bu kadar. Sonra sonra berlin, münih derken alıştım.

Fıstıklı dondurma yemek için fıstığın ingilizcesini hatırlamaya çalışan ben, “pistaşşsh…” gibi bir şeyler deme çabam ve “fıstıklı dondurma mı istiyorsunuz?” diyen türk dondurmacıdan sonra bir sonraki durağa kadar kendimi yurtdışında hissetmekten vaz geçtim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s