Iııııyh Eyfel!! (2012)

Eyfel Kulesi’nin sembolik ihtişamı hakkında çok fazla bir şey diyemiyorum.  Fazlaca anlatılan ve ün salmış yapılardan çok, gittiğim yerlerdeki insan yaşantılarıyla beslenen bir seyahat anlayışım var.

Fakat bu yazımı, bu anlayışımı göklere çıkarmak için değil, gerçekten de Eyfel’e ilk görüşte ısınamayışımı paylaşmak için yazıyorum.

Zaten o zamanlar seyahat konusunda o kadar düşünüyor da değilim. Tam olarak Eyfel’le binbir selfie çekilmeye gitmiştim. Ama o ilk karşılaşma…

Koskoca kuleyi ilk gördüğümde bilinçsiz tepkim “Iııııı Eyfellll!!” oldu.

Yanımda Nergis vardı. O zamandan beri de hala nerede Paris ya da Eyfel ile ilgili bir şey görsek, Nergis’le birbirimize bakıp “Iıııı Eyfel” demeye devam ederiz.

Screen Shot 2017-09-23 at 16.21.02.png

Bu garip ilk karşılaşmamızın, uykusuz seyahat edenlerin daha iyi anlayabileceği bir öncesi vardı aslında.

Barselona – Roma – Pisa sırasıyla ilerlemiştik. Aylardan eylüldü, biz akdeniz şehirlerinde güneşli havaların tadını çıkarıyorduk.

Fiziksel olarak yorgun düşmüş durumdaydık, ama hem bir yerleri keşfetme heyecanı hem de güzel havalar bizi bol bol güldürüyordu.

O mutlu güzel şehirlerin üstüne kendimizi bulut dolu Paris’te bulunca, bizim de mutlu seyahat havamıza bulutlar indi.

Sabahın köründe kalktık, soğuk ve bulutlu Paris’i gezmeye başladık.

Metro hatları gözümüze karışık geldi, nereye ne bilet alacağız onu bile zor çözdük.

Hava gerçekten eylül ayına göre soğuktu. Zaten yanımızda kalın kıyafet de yoktu.

Uykusuzdum.

Üşüyordum.

Eyfel’i gördüğüm an yalandan memnun olamayacak kadar yorgundum.

Uzun uzadıya giden demirlerin ucu kararan bulutlara uzanıyordu. Sabah sabah kararan bulutlar, her yerde resmini gördüğüm bir mimarinin, görebileceğim en büyük versiyonuyla, yani ta kendisiyle birleşince ben korktum. Korkumu tiksintiyle kapatmaya çalışıp yüzümü ekşittim ve “ııııyyy Eyfeeelll” diyiverdim.

Talihsiz bir tanışma oldu. Eminim Eyfel de Paris’in göbeğinde kot-şort ve sweatshirt’le gezen bana bayılmamıştır. Hiç Parisien değildim.

Günün devamında da huysuzluklarım bitmedi. Nergis’le “Eyfel’in tepesine falan çıkmam ben” diye inatlaşmalar (çıkmadım), merdivenleri çıkarken saçma bir yükseklik korkusuna kapılmalar…

Screen Shot 2017-09-23 at 16.27.36.png

Seyahatlerde özellikle meşhur, mutlaka görülmesi gereken yerlerle ilgili böyle bir algımız oluyor. Görünce mutlaka bizi etkilesin diye yersiz bir beklenti yaratabiliyoruz. Eyfel’i ilk görüşümde reddederek kırdım bunu sanırım. Sonraları güneş açtı, Eyfel’le ilişkimiz de bir çay içilir hale geldi, biraz biraz ısındık.

 

Reklamlar

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s