Barselona – İlk tanışma (2011)

İlk kez Barselona’ya gelişim… Bir metro merdiveninden yer yüzüne çıkarken yavaş yavaş yüzüme vuran güneş. Girona’nın soğuğundan sonra, şubatın ortası olmasına rağmen…

Tam olarak İstanbul’dan İzmir’e geçmiş gibi!

Başından yazayım, Barselona’ya gidecek olanlar ve tavsiyeli saf bilgi yazısı arayanlar için17 maddede Barselona tavsiyeleri yazım hap gibi. Alın öyle gidin. Bu yazıda, en sevdiğim şehirlerden biriyle nasıl tanıştığım ve ilk buluşmada nasıl saçmaladığım olacak.

Camp Nou

Ara tatile denk geldiği için, bu güzel şehre gelmişken 2 haftamı ayırmıştım. Sonra defalarca gideceğimi bilmeden, uzun uzadıya tadını çıkarmak istedim. Yalnızdım.

3’er 5’er gün farklı yerlerinde kalmayı tercih ettim. Kuzeyden güneye doğru indim. Önce Sagrada Familia’ya daha yakın bir yerde, sonra Plaça de Catalunya’ya yakın, son olarak da Barcelonetta’da kaldım. Böylece her yerinden ayrı ayrı birer çatal almış oldum tatlı Barça’nın.

İtiraf edeyim, tercih etmedim. Tabii ki plansızdım ve bu yüzden 15 günün tamamında kalacak yer bulamadım. Uygun fiyatlı hostellere bakarak parçalara bölmek zorunda kaldım. Daha iyi olmadı mı, oldu.

Bol bol insanla tanıştım, Arjantinli, Brezilyalı, İsveçli ve Sırbistan’lı gezi arkadaşları edinip şehri onlarla keşfettim.

Screen Shot 2017-09-25 at 17.28.18.png

İki gün bisikletle gezdim. Medeniyet aşkına! Bisiklet yolları, yokuşsuzluk, ideal hava derken… İnanılmaz mutluydum.

Navigasyona çalışmayan kafam, metrolarda şehri algılayamıyordu. Bisiklet sayesinde birbirine çok benzeyen cadde ve sokakları birazcık anlayabildim.

Screen Shot 2017-09-25 at 17.28.44.png

Boğaziçi Üniversitesi’nde aldığım İspanyolca 102 dersinin üzerine gittiğim için İspanyolca pratiği yapmak zorundaydım. Günde en az iki kez yerli yersiz yol sordum insanlara. Yerli yersiz derken… Mesela ezbere bildiğim hostelimin sokağını, ya da markette ekmek reyonunun yerini bile soruyordum. İspanyolca konuşmam lazımdı, konuşuyordum.

Screen Shot 2017-09-25 at 17.29.37.png

Yazının başında da dediğim gibi, ilk buluşmanın verdiği saçmalıklar da vardı. Geziyordum… Gündüz, akşam, turistik yer, eğlence yeri…

Ama üzerimdeki turistliği atabilmek için, orada yaşıyormuşçasına bir şeyler yapmak istedim. Süreç şöyle gelişti:

Ne yapabilirim? > Psikolojiyle ilgili etkinlik bulabilir miyim acaba buralarda? > Nasıl bulunur ki öyle bir şey? > Google > Üniversitelere bakayım bari > İngilizce sayfaları da var üniversitenin oh > Aa bir okulda etkinlik varmış, gelişim psikolojisi üzerine, 1 hafta sonra ve ben hala burada olacağım!

Bir okulun ücra bir kampüsünde. Hiç turistik olmayan, buranın insanlarını ve sıradan günlerini görebileceğim bir gün.

Evet, planı sevdim, gideceğim!

1 hafta geçti.

Okulun yerini iyice öğrenip çıktım yola.

İlk kez turistik bölgelerden ve hatta şehrin merkezi ring hatlarından da biraz çıkıp, adres sora sora gittim kampüse. Canlı, kalabalık bir ortam bekliyordum etkinlik var ya. Ama okulda nedense in cin top oynuyor.

Neyse, ben hala inanıyorum, elimde etkinlik afişi gibi bir şey var, salon 19 diyor. İspanyolca soru sorma bahanelerimi de bir seviye daha üste çıkardım, akademik etkinlik soruyorum. Okulda görevli, öğrenci kimi bulsam bu salon 19’u soruyorum.

Sonunda üst katta salonu 19’u buldum. Kapı kapalı. Herhalde başlamış, içeri gireceğim. Tahminen ispanyolca olacak ama üç beş bir şeyler anlarım, zaten terimler her dile ingilizceden geçtiği için çok da zor olmaz.

 

İçeri girdim, kalabalık, konferans salonu gibi bir yer bekliyordum ki küçücük bir sınıf çıktı salon 19. İçeride de 15 kişi falan var.

O an artık “Ne yapıyorum ben, ne işim var burada?” deyip bu çabayı bitirmem gereken andı. Ama bazen mantık o kadar iyi çalışmıyor.

Konuşmanın orta yerinde içeri girdiğim için kapıdan geri çıkabileceğimi pek düşünmedim nedense. Belki yanlış yer olsa çıkardım. Duvardaki powerpointe baktım, tam düşündüğüm gibi ingilizceden bozma ispanyolca terimler var, az çok bildiğim. Tamam o zaman yanlış yer de değil.

Tabii kimse bana kimsin sen çık dışarı da demiyor.

Ben bir gerildim, zaten konuşmayı bölüp girdim, geri çıkamıyorum. İşin kötüsü, biraz ispanyolcam var ama bu dediklerinden hiç ama hiçbir şey anlamıyorum.

Neden anlamıyorum?

ÇÜNKÜ KATALANCA!!!

Girişimden 5-10 dakika sonra önce dilin katalanca olduğunu, sonra bu etkinliğin aslında öğrencilere açık olmayan, küçük çaplı bir toplantı olduğunu fark edebildim.

Selam. Ben tuğçe. 23 yaşındayım ve barselonanın bir mahallesinde 15-20 öğretim görevlisi (belki de dekan, rektör) ile oturmuş katalanca toplantı dinliyorum.

Yarım saate yakın toplantıda durdum, herkesle birlikte alkışladım, olayla ilgili biri gibi davrandım.

Ne konuşuldu o gün, bahar dönemiyle ilgili kararlar mı alındı, okuldan birinin makalesi yayınlandı da onu mu kutladılar, hiçbir fikrim yok.

Bitiminde de herkese bir şey dağıtıyorlardı, böyle küçük bir kadife kesenin içinde. (Şş, altın mı o?)

Bana da ısrarla uzattılar. Yok vermeyin ben zaten yanlışlıkla geldim de diyemedim. O kadar herkesle birlikte anlıyor gibi alkışlamışım, zaten bir avuç insanız. Küçük bir USB bellek çıktı içinden. Bana da günün anısı kalmış oldu.

İlk Barselona gezimin turistik olmayan “sıradan” günü de böyle geçmiş oldu. 

Gerçek bir trollük deneyimini aslında başarı öyküsüymüş gibi sonlandıracak olursak:

Azim önemli arkadaşlar. O gün tek bir ispanyolca psikoloji etkinliği için çırpınıp, girince hangi dil olduğunu bile çözemedim belki ama bundan bir sene sonra Granada Üniversitesi’nde tamamı ispanyolca olan dersler alıp geçecek seviyeye gelmiştim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s