Dünya’da bir benzeri daha olmayan bar: Toñita’s

New York Gezisi

Son seyahatlerimin en ilham verici öyküsünü anlatıyorum, hazır mısınız? 70-80 yaşlarında, Toñita isimli bir kadın (Tonyita diye okuyoruz) tarafından işletilen ve belgesellere konu olan bir bardan bahsedeceğim, ama bar demeye dilim varmıyor (Arkadaşım ilk anlattığında Latin pavyonu diye bahsettiği için değil, gerçekten sanat eseri gibi bir yer olduğu için).

Sözü geçen bar New York’ta olsa da, hikayesi hiç New Yorker değil.

Barın özellikle şimdilerde daha fazla dikkat çekmesinin temel sebebi, bulunduğu bölgenin geçmişi. O yüzden önce biraz Williamsburg’dan bahsedeyim.

Williamsburg, önceleri nazilerden kaçan yahudilerin yerleştiği yermiş. Sonradan Domino Şeker Fabrikası kurulunca, işçi olarak gelen Porto Riko ve Dominikliler de buranın bir parçası olmuş. Yani göçmenlerden oluşan, işçi sınıfının yaşadığı, geri kalanların neredeyse hiç uğramadığı bir bölgeymiş. O dönemlerde semtin pek çok yeri tahmin edebileceğiniz gibi dökük ve ucuzmuş.

Williamsburg New York Gezi Rehberi
Domino Şeker Fabrikası, Williamsburg, NYC

Ama sonra, şehir merkezi -Manhattan-‘da evler son sürat değerlenince, dünyanın her yerinde küf gibi ortaya çıkan inşaat rantçıları gözünü bu bölgeye dikmiş. Burada koca yürekli Tonita’nın Zeyna gibi savaşıp kentsel dönüşüme karşı koyduğunu söylemek isterdim ama maalesef öyle olamamış. Kentsel dönüşüm başlamış. Her yer inşaat sesleri, toz toprak (Burayı tamamen Beşiktaş ve Kadıköy kentsel dönüşüm tecrübelerimden gelen hayal gücümle ekledim). Evler yenilenmiş, göçmenler çoğunlukla başka yerlere taşınmış, daha doğrusu taşınmak zorunda kalmış. Williamsburg New York’un Hipster bölgesine dönüşmüş. Williamsburg deyince hemen kafanızda bir şey canlanmasa bile şu aşağıdaki Mona Lisa of Williamsburg resmi çoğunuza tanıdık gelecektir.

New York Gezisi Williamsburg
Mona Lisa of Williamsburg

Artık devir değişmiş, ama Toñita değişmemiş. Peki Toñita o güne kadar ne yapıyormuş?

Williamsburg henüz değerlenmemişken, Porto Riko’lu ve Dominikli işçilerin yoğun olduğu bu bölgede, o kültürlere ait “Carribean Social Club” yani “Karayip Sosyal Kulübü” denen geleneği sürdüren bir yer işletiyormuş. Burası Karayiplilerin geldiği, yerel içkilerini ve müziklerini bulabildiği, dans ettiği, oyun oynayabildiği bir sosyalleşme kulübü. Hatta öğlenleri maddi olanağı olmayanların ücretsiz yemek de yiyebildiği bir yer. Evet, New York’ta, böyle bir yer…

Williamsburg değerlenince etrafta buna benzer ne kadar yer varsa hepsi satılmış ve Hipster’lara uygun mekanlara, barlara, kafelere dönüşmüş.

Bu süreçte tabii ki artık orada olması çok da önemli olmayan “Karayip Sosyal Kulübü” yani Toñita’s da ahşap dekorasyonlu ve bol kaktüslü bir kafeye dönüşmek üzere bol sıfırlı teklifler almış. Sanırım satılıp satılmamasıyla ilgili aile içi anlaşmazlıklar da çıkmış. Ama Toñita için geleneğini ve kültürünü sürdürmek ağır basmış ve kendini bu küçük kulübe adamaya devam etmiş.

Toñitas Bar

Tarif etmesi gerçekten zor, sürreal bir sanat enstalasyonu olabilecek bu ev salonu kadar küçük mekanın orta yerinde bir bilardo masası, biriki tane de domino gibi oyunlar oynanan oyun masası var. Dans meselesi bu masaların etrafında dönüyor, oldukça sıkışık bir şekilde. Müzik için salonun ortasında bir Jukebox var, bu aynı zamanda içkilerin de çok ucuz olduğu Toñita’s barının geçim kaynağı. O yüzden gittiğimiz gibi Jukebox’tan şarkı seçmeyi unutmayalım.

Bara gidince Toñita’nın her parmağında 3-4 büyük yüzüğüyle çalıştığını görüyoruz. Lokal düğün limonatası gibi plastik bardaklarla verdiği içkilerin içinde o yüzükleri bulabiliyormuşuz, düşüyormuş 🙂

Toñitas Bar Williamsburg
Toñita

Barın etrafında Toñita yaşlarında birkaç kişi vardı, onlar hep orada oluyorlarmış. Arkadaşlarım onlara demirbaş diyorlar. Biz artık ilginç bir bar deneyimi yaşamaya gitsek de, bu demirbaşlar belli ki halla oraya “Karayip Sosyal Kulübü” olduğu için ya da arkadaşları Toñita’yı görmeye gidiyorlarmış.

Barın özel bir dekorasyonun olmaması, ama harika görünmesi de başka bir güzellik. Onca birbirinden farklı şeyin bir araya gelip bu kadar uyum içinde durabilmesi, ertesi gün sorgulayacak olsanız da bilardonun yanında tuba çalan Porto Riko’lu adamların sanki hayatınızda her gün karşılaştığınız bir şeymiş gibi gözükebilmesi insanı iyice oranın atmosferine çeken detaylar.

Bar ne kadar gözünüzde canlandı bilmiyorum ama isterseniz yazının en aşağısına da ekleyeceğim şu gezi vloğunu izleyerek Williamsburg’u ve anlattığım Domino Şeker Fabrikası’nı görebilir, hatta videonun sonlarına doğru hem Toñita’s barı, hem de Toñita’nın kendisini bile görebilirsiniz.

Dünyanın her yerinde gitgide daha baskın hale gelen amerikan kültürü bir taraftayken, New York’un kalbinde Porto Riko ruhunu sürdürebilen koca yürekli bir kadın… Beni çok etkiledi. Ya sizi?

Yorumlarınızı bekliyorum!

Gezi Vlog
Toñita’nın Yüzükleri

Yaseyahat sosyal medya kanalları:

Instagram’dan takip edin

Youtube gezi vlog kanalına abone olun

New York Gezi Vlog serisinden 2. bölüm, yukarıda anlattığım bölgeler özellikler 6. dakikadan sonra başlıyor:

 

 

Reklamlar

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s